Buradasin: Anasayfa > Anne - Çocuk, FOTO GALERİLER, Genel, Kadın, Kitap, KITAP > DÖN MUAZZEZ !

DÖN MUAZZEZ !

LoadingBu Yazıyı Favorilerine Ekle

 

Ayşenur Yazıcı’nın ilk defa elime aldığım kitabı “Dön Muazzez” ..

böyle içe işleyebilecek, acıyı bu kadar elle tutulur tarif edebilecek izaha sahip değilim ancak yıktı geçti yaktı geçti diyebilirim .. gecenin bir saati boğazımdaki acıtan yumruyla yastığımı ıslatan gözyaşlarımla bitirdim kitabı .. ve her etkilendiğim cümlede Ayşenur Yazıcı’ yı düşündüm andım nasıl bir ilhamdır bu, bunları yazan gerçekte nasıl bir insandır, ne nasıl yazdırtıyor bunları insana .. hele o tasvirler.. akıl alacak gibi değil bildiğiniz akıl oyunları..gerçekten çok merak ediyorum..

Birinci Bölümde ilk anda çarpıyor bir paragraf .. Muazzez ve Balkonda İntihar hesaplaşması sahnesi !

 

“İnsanın “son” gününü yaşadığını bilmesi ne kadar kışkırtıcı bir ruh hali yaratıyor!

Akşam yemeğinde yuttuğum her lokmayı kanalizasyona iade edemeyeceğimi , bağırsaklarımda bu posayla öleceğimi düşündüm! Delice bir şey ! Hani gövdem ikiye ayrıldığında barsaklarımdakilerin de toprağa yayılacağını ne kadar pis bir görüntü olacağını . Nereden insanın aklına böyle şeyler gelir ? “

Hayatımda hiçbir intihar sahnesinin bu tuhaflıkta beni çarpacağını midemi bulandıracağını o anı yaşatacağını düşünmemiştim .. kim düşünmüştür ki bunu ya da ben olsam böyle bir şey geçermiydi aklımdan ya da siz ? acaba kadınlara has bir şey midir bu ? arkasında pislik bırakmamak..
Annem hep der  “kızım evini her daim derli toplu tut ölüm saati ne zaman gelir bilinmez.. arkandan pisti diye konuşulmasın .. “

İşte bu giriş sahnesiyle kitaba bi daldım bir daha da elimden bırakamadım ..

Oooffff acı eşiklerimi zorluyorsun Muazzez ! daha 3 yaşında bebe .. Anne göğsünün sıcaklığında şevkatli kollarında şımartılacak en tatlı yaşları .. bir babanın hançeresiyle dağılıo bu toz pembe hayaller..

Bir minicik kız çocuğu bak 
Duruyor orada hâlâ
Anlatamam gördüklerimi
O neşeli çocuğa
 

Şimdi bu satırları yazarken bu şarkı düşüo aklıma.. Muazzez’ in gözlerinin önünde kanıyor dünya !
ılık ılık akıyor annesinin saklandığı şefkatli göğsünden , ana kucağından .. küçük Muazzez ağladı ben ağladım , minik elleriyle gözlerini oğuştura oğuştura yürek dağlayan feryatlarıyla o ağladı ben yandım, kor ateşlerde yürüsem böyle yanmazdım..

Dünyalar tatlısı Pamuk Babaannesinin yanına veriliyor Muazzez , kimsesiz kalınca küçücük dünyasında .. 100 küsur sayfalık kitapta beni tek güldüren tebessüm ettiren sahne..

“Gel hele yanıma otur,” dedi Kamile anam . Gittim, ufacık kalmış büzüşmüş vücudunun yanına ilişip ağlamaya başladım. Avuçlarının içiyle akan gözyaşlarımı siliyor, bir yandan da dişsiz ağzından şaka yaparmış gibi yuvarlanarak çıkan sözcüklerin, çok ciddi olduğunu anlatabilmek için üstüne bastırarak söyleniyordu.”

 

Kurt kocayınca elin maskarası olur sözü çok ağır kaçsada insanlar yaşlandıkça gülünebilecek, taklit edilebilecek kıvamda oluyorlar ya da biz daha rahat davranabiliyoruz bu konuda .. Teyzem geldi aklıma gençliğinde bastığı yeri sallayan bir bakanın bir daha baktığı teyzem .. şimdilerde özellikle akşamları rahatsız ediyor diye dişlerini çıkardığı hallerinde “Ölüyorum yetişin dese” gülünecek kadar komik geliyor göze 🙂

 

beni en derinden etkileyen vurgun yemiş gibi nefes aldırmayan böğrümü yırtarcasına parçalayan ama bi türlü çıkmayan boğazımda yumru gibi takılan bölüm !

 

Muazzez’in Pilavcı Halil’i morgta bulduğu sahne !

 

“Yüzünde en ufak bir acı ifadesi yoktu. Öptüm… Boyun kıllarının arasında birkaç pirinç tanesi yapışmıştı. İkindi vakti, pişirdiğimiz pilavı seyyar arabasına doldururken bu iki pirinç tanesi de onların arasındaydı. Hangileriydi onlar biliyor muyduk?

Nasırlı ellerinin kıvrım yerlerinde kurumuş kan kahverengi çizgiler halinde duruyor, kalbinin üzerinde kendi elinin kandan kocaman bir izi vardı.

Ah Halil’im neydi senin elini kalbinin üzerine koyup ölürken aklından geçen? Sırtın soğuk taşlar üzerinde, gözlerin sabahın yeni gelen ışığına dikilmiş son nefesini verirken ne geçti aklından. Bana diyeceğin bir şey var mıydı? Duyamadım ben…”

 

sanki babam gibi o kadar acı verdi bana .. benim babamın da köfte arabası vardı , küçükken okul çıkışları abimle ben onun yanına koşturur akşamdan annemin yoğurmuş olduğu soğanlı pul biberli köfteleri tıkardık bir nefeste .. ve hayatım boyunca bir daha o babamın köfte arabasında ki gibi lezzetli köfteler yemedim dersem yalan söylemiş olmam .. belki bu yüzden bu kadar derin etkiledi beni , kalbime işledi , içimi yaktı 🙁

Baaabaaaammmm elleri pilav süzen babam, köfte yoğuran babam .. yağmur kar demeden köfte arabanda hevesle satıp evine çocuklarına yuvana ekmek götüren babam , işçi babam ailesine yettirmek için ek iş yapan babam , ellerine ayaklarına kurban olduğum babam yıllarca sırtında taşıdın bizi, işini, ekmeğimizi ..

 

DUY BENİ BABAM ! HAKKINI HELAL ET..

 

 

 

AYŞENUR YAZICI ‘ ya Sevgilerimle;
“DÖN MUAZZEZ” Romanından ..

“Üçüncü sayfa hayatların ve kendi hayatının kahramanı olmuş tüm insanların anısına. Her şey “O” nun bilgisi dahilindedir.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
BU YAZIYA PUAN VERiN...
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 10.0/10 (5 votes cast)
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: +3 (from 3 votes)
DÖN MUAZZEZ ! , 10.0 out of 10 based on 5 ratings

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Powered by Disqus